Kimyasal nedir? diye sormadan önce sabah kahvemi neden içtiğimi sorguladığım günler
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Kimlikteki din ibaresi nasıl kaldırılır ?
İzmir’de sabahlar biraz tuhaf başlar. Denizden gelen o hafif tuzlu hava, sokakta simit satan amcanın “taze taze!” diye bağırışı, bir de benim yarı uykulu halde mutfağa sürüklenişim… Ve her seferinde aynı sahne:
Kahve makinesine bakıyorum.
“Bu cihaz beni hayata mı döndürüyor yoksa sadece kafeinle kandırıyor mu?”
İşte tam o an aklıma şu soru düşüyor: Kimyasal nedir?
Çünkü kahve içiyorum, uyanıyorum, mutlu oluyorum. Sonra iki saat sonra “ben niye yaşıyorum?” krizine giriyorum. Bu duygu değişimleri bana hep tek bir şeyi düşündürüyor: İçimde bir yerlerde dönen görünmez bir sistem var ve ben bunun sadece yolcuyum.
Kimyasal nedir? sorusu aslında mutfağın ortasında başlar
Geçen gün evde makarna yapıyorum. Paket arkasında yazıyor: “İçindekiler: durum buğdayı, su.”
Ben de saf saf diyorum ki:
“Ne kadar temiz, ne kadar doğal…”
Sonra rafta başka bir paket görüyorum. Üzerinde daha uzun bir liste:
E330, E202, E150d…
O an mutfakta yalnız olmama rağmen iç sesim bağırmaya başlıyor:
— “Kanka bu ne ya? Uzay mektubu mu bu?”
İşte burada tekrar aynı soruya dönüyoruz: Kimyasal nedir?
Çünkü bir yanda “doğal” dediğimiz şeyler var, diğer yanda harf ve sayı kombinasyonlarıyla yazılmış gizemli bir dünya. Ama gerçek şu ki, ikisi de aynı evrenin parçası. Sadece biri Instagram filtresiz, diğeri biraz daha “profesyonel çekim”.
Gündelik hayatın içindeki görünmez düzen: Kimyasal nedir?
Şunu hiç düşündün mü?
Sabah içtiğin çay, duşta kullandığın şampuan, sokakta yürürken soluduğun hava… Hepsi bir etkileşim içinde.
Ben bazen bunu fazla abartıyorum.
Mesela duşta şampuanı saçıma sürerken düşünüyorum:
“Şu an kafamda kaç tane molekül kavga ediyor acaba?”
Sonra iç sesim devreye giriyor:
— “Kardeşim normal yıkan.”
Ama işte insan merak ediyor. Çünkü Kimyasal nedir? sorusu sadece laboratuvar beyaz önlük meselesi değil, direkt hayatın kendisi.
Kimyasal nedir? basit anlatımıyla görünmeyen yapı taşları
Bir gün arkadaşla sahilde oturuyoruz. Çiğdem çitliyoruz. O an biri sordu:
— “Kimya niye bu kadar önemli ya?”
Ben de çiğdem kabuğunu ağzımdan uzaklaştırıp dedim ki:
“Bak şimdi… Sen bu çiğdemi yiyorsun ya, o bile bir düzenin parçası. Her şey küçük parçaların birleşmesiyle oluyor.”
Sonra durdum.
“Bayağı ciddi konuştum ha…”
Ama gerçek bu. Kimyasal nedir? dediğimiz şey, etrafımızdaki her şeyin en küçük yapı taşlarının bir araya gelmiş hali.
Yani aşk da kimyasal olabilir, kahve bağımlılığı da, sabah işe geç kalma paniği de.
Evet, biraz rahatsız edici ama aynı zamanda çok komik.
İçimdeki filozof ve tembel İzmirli aynı bedende yaşarken
Benim en büyük problemim şu: Her şeyi fazla düşünüyorum ama aynı anda üşeniyorum.
Mesela marketteyim.
Bir şişe su alacağım.
Etikette yazıyor: “Mineralli doğal kaynak suyu.”
Ben başlıyorum:
“Bu mineral nereden geliyor? Yeraltı mı? Kaya mı? Zaman mı?”
Sonra kasaya gidiyorum çünkü susadım.
İşte tam bu ikilik, bana sürekli Kimyasal nedir? sorusunu düşündürüyor.
Bir yanım bilim insanı gibi analiz yapıyor, diğer yanım sadece “su iç ve susuzluktan ölme” modunda.
Kimyasal nedir? sorusunun duygusal tarafı
İnsanlar genelde kimyayı soğuk bir şey sanıyor.
Ama ben bazen düşünüyorum:
Sevdiğin birine sarıldığında hissettiğin rahatlama,
yeni yıkanmış çarşafın verdiği huzur,
kahve kokusunun sabahı güzelleştirmesi…
Bunların hepsi bir şekilde “kimyasal” değil mi?
Geçen gün bunu arkadaşa söyledim.
Dedi ki:
— “Sen yine fazla düşünmüşsün.”
Haklı olabilir ama ben yine de vazgeçmiyorum.
Çünkü Kimyasal nedir? sorusu sadece formül değil, aynı zamanda his meselesi.
Laboratuvar değil, hayatın kendisi
Bir gün üniversitede kimya dersine giren bir arkadaşım anlattı:
“Hocamız dedi ki, aslında her şey etkileşimdir.”
Ben o cümleyi duyunca kafamda bir şeyler yerine oturdu.
Çünkü İzmir’de vapurda martılara simit atarken bile bir etkileşim var.
Martı geliyor, simit düşüyor, su sıçrıyor, insanlar bağırıyor…
Tam bir sistem.
Ve ben o an dedim ki:
“Demek ki Kimyasal nedir? sorusu, hayatın kaosunu anlamlandırma çabasıymış.”
Kimyasal nedir? sorusunu fazla ciddiye alırsak ne olur?
Bir gün bunu fazla abarttım.
Buzdolabını açtım.
İçinde yoğurt var.
“Bu canlı mı?” diye düşündüm.
Sonra kendime geldim:
— “Kanka yoğurt bu, bilim kurgu değil.”
Ama işte bu düşünce akışı bazen insanı garip yerlere götürüyor.
Çünkü kimya dediğimiz şey aslında sadece laboratuvarda değil, dolabın içinde, sokakta, hatta insanın kendi kafasında bile çalışıyor.
Günlük hayatta küçük kimyasal dramalar
Şimdi dürüst olalım.
Hepimizin yaşadığı şeyler var:
Çayın fazla demli olması
Çikolatanın bir anda bitmesi
Parfüm sıkınca “fazla mı kaçtı?” paniği
Yağmur yağınca saçın isyan etmesi
Bunların hepsi küçük krizler.
Ama bir de kimyasal açıdan bakınca hepsi birer reaksiyon gibi.
Ben bazen aynaya bakıp diyorum ki:
“Bu saç neden bugün benimle kavga ediyor?”
Cevap yok.
Ama iç sesim her zamanki gibi hazır:
— “Nem, molekül, enerji dengesi…”
Ben: “Tamam tamam, sadece tarak lazım.”
İşte bu yüzden Kimyasal nedir? sorusu bazen felsefe, bazen de sabah saç düzeltme mücadelesi.
Kimyasal nedir? ve insan ilişkileri
Şimdi biraz daha cesur bir yere gelelim.
İnsan ilişkileri…
Arkadaşlıklar, sevgililikler, kırgınlıklar…
Hepsi bazen çok mantıklı, bazen tamamen anlamsız.
Bir gün biriyle çok iyi anlaşıyorsun.
Ertesi gün “neden konuşmuyoruz?” diyorsun.
Ve iç sesim yine sahnede:
— “Duygusal bağ + beklenti + yanlış mesajlaşma = karmaşık reaksiyon”
Ben: “Bunu hangi derste gördük?”
Cevap yok ama his doğru.
Çünkü Kimyasal nedir? sorusu sadece maddelerle değil, insanlarla da ilgili.
Küçük şehir büyük düşünceler
İzmir’de yaşamak bana şunu öğretti:
Her şey biraz rahat, biraz da düşünceli.
Sahilde otururken biri gitar çalıyor, biri köpeğini gezdiriyor, biri sadece dalgaları izliyor.
Ben ise içimden:
“Bu ortamın atmosferi bile kimyasal olabilir mi?”
Sonra kendime gülüyorum.
Çünkü bazen fazla kaçıyorum.
Ama yine de bu düşünceler beni rahatsız etmiyor. Aksine, hayatı daha ilginç yapıyor.
Kimyasal nedir? aslında neden önemlidir?
Çünkü bu soru bize şunu hatırlatıyor:
Gördüğümüz şeyler tek katmanlı değil.
Bir kahve sadece kahve değil.
Bir gülümseme sadece mimik değil.
Bir yağmur sadece su değil.
Hepsi bir sistem, bir etkileşim, bir denge.
Ve belki de en önemlisi: hepsi anlamlı.
Son düşünce değil, devam eden bir merak
Sizin İçin Seçtik: Kimyasal nedir örnek ?
Bazen geceleri pencereyi açıyorum.
İzmir’in hafif rüzgârı içeri giriyor.
Şehir sessizleşiyor.
Ve ben düşünüyorum:
“Kimyasal nedir?”
Ama artık bu soru bir sınav sorusu gibi değil.
Daha çok bir merak gibi.
Bir çocuğun “neden gökyüzü mavi?” demesi gibi.
Ya da birinin çayı karıştırırken dalıp gitmesi gibi.
Çünkü hayatın kendisi zaten sürekli bir etkileşim.
Ve biz sadece bunun içinde yaşayan küçük, düşünen, bazen fazla düşünen varlıklarız.