Yabancı Dilleri Tercüme Edene Ne Denir? Eğlenceli ve Yaratıcı Bir Bakış
Şöyle bir düşünün: İki kişi konuşuyor, biri Fransızca “bonjour” diyor, diğeri ise Türkçe “günaydın” bekliyor. Ortada bir sessizlik… ve işte sahneye giriyor o kahraman: yabancı dilleri tercüme eden kişi! Peki bu kahramana tam olarak ne diyoruz? Tercüman mı, çevirmen mi, dil sihirbazı mı, yoksa “Google Translate’in canlı versiyonu” mu? Hadi gelin bu soruyu biraz mizahla, biraz yaratıcılıkla, bolca da tebessümle ele alalım.
Tercüman mı, Çevirmen mi?
İşin teknik kısmına girecek olursak, yabancı dilleri sözlü olarak aktarana “tercüman”, yazılı olarak aktarana ise “çevirmen” deniyor. Ama işin esprili kısmına bakarsak, onlar aslında iki ayrı süper kahraman. Tercüman: sahnede anında kurtarıcı, kulaklıklarıyla “gizli ajan” havasında. Çevirmen: masasının başında kahvesini almış, “ben bu cümleyi şiir gibi yaparım” diyen edebi bir büyücü. Her ikisi de yabancı dilin karmaşık labirentlerinde kaybolmamamız için ellerinde haritalarıyla gezen dil rehberleri.
Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımı
Erkekler genelde bu işi stratejik bir oyun gibi görür. Onlara göre yabancı dilleri tercüme eden kişi, adeta bir satranç ustasıdır. Karşı tarafın söylediğini alır, hamle yapar, sonra doğru hamleyi karşı tarafa iletir. Bir erkek tercümanın gözünde mesele nettir: “Cümlenin başı bu, sonu bu, çevirdim gitti.” Belki de bu yüzden erkek tercümanların kulağında sürekli şu vardır: “Hızlı, net, stratejik!”
Kadınların Empatik Yaklaşımı
Kadınlar ise tercümeyi sadece kelimelerin değil, duyguların da aktarımı olarak görür. Onlar için yabancı dilleri tercüme eden kişi, aynı zamanda gönül tercümanıdır. Bir bakış, bir tonlama, hatta bir kaş kaldırışı bile cümleye eklenir. Kadın tercümanlar adeta ilişki koçu gibidir: “Sadece ne dediğini değil, nasıl hissettiğini de aktarayım.” Belki de bu yüzden yabancı dillerin arasındaki en ince duygusal köprüler hep onların elinden geçer.
Dil Sihirbazları ve Kültür Köprüleri
İster tercüman deyin, ister çevirmen… Onlar aslında dil sihirbazlarıdır. Kültürler arasında köprü kurarlar. Bir Fransız şairin dizelerini, bir Japon iş insanının raporunu, bir İspanyol turistin heyecanını bize taşırlar. Eğer onlar olmasaydı, dünya hâlâ “benim dilim senin diline karşı” oyununda takılı kalırdı. Bir düşünün, tercümanlar olmasa Eurovision Şarkı Yarışması bile sadece mırıldanmalardan ibaret olurdu!
Mizahi Bir Not: Yanlış Tercüme Felaketleri
Tabii işin eğlenceli bir yanı da var. Yanlış tercüme yüzünden yaşanan komik olaylar… Mesela “break a leg” ifadesini “bacağını kır” diye çevirmek ya da “I’m cold” cümlesini “ben soğukum” diye aktarmak! İşte bu anlarda tercümanlar sadece dil değil, aynı zamanda kriz yönetimi de yapar. Erkek tercüman “stratejik hamleyle” düzeltir, kadın tercüman ise “empatik bir gülümsemeyle” ortamı kurtarır.
Topluluğa Açık Neşeli Sorular
- Sizce yabancı dilleri tercüme eden kişiye en yaratıcı hangi unvan yakışır? “Dil ninja’sı” mı, “söz büyücüsü” mü?
- Hiç komik bir tercüme anına şahit oldunuz mu?
- Siz olsaydınız, tercümeyi daha stratejik mi yapardınız yoksa daha empatik mi?
Sonuç: Dünyanın Kahramanları Onlar
Yabancı dilleri tercüme eden kişiye ne denirse densin; tercüman, çevirmen, dil sihirbazı… Onlar dünyayı birbirini anlayan, daha komik, daha insancıl ve daha renkli bir yer haline getiriyor. Erkeklerin stratejik bakışlarıyla kadınların empatik yaklaşımları birleştiğinde ise ortaya gerçek bir iletişim mucizesi çıkıyor. Belki de onlara sadece tek bir şey diyebiliriz: “Dünyanın kahramanları.”