Hellim Peyniri Kaç Günde Bozulur? Tarihten Laboratuvara Uzanan Bir Tazelik Rehberi Hellim (halloumi) sorusu basittir: “Kaç günde bozulur?” Cevap ise üretim geleneğinden paketleme tekniğine, sıcaklıktan tuz oranına kadar uzanan bir dizi değişkene bağlıdır. Bu yazı, tarihsel arka plan, güncel düzenlemeler ve akademik çalışmalar ışığında, evdeki saklama pratiklerinizi bilimsel zemine oturtmak için hazırlanmıştır. Kısa Cevap (Bağlama Duyarlı): — Kapalı paket (vakumlu/brinli, buzdolabında): Üretici son tüketim tarihine kadar; uygulamada “aylar” mertebesinde (çoğu kaynak 6–12 ay aralığını verir). Brin (tuzlu çözelti) ve vakum, raf ömrünü uzatır. :contentReference[oaicite:0]{index=0} — Açıldıktan sonra (buzdolabında): Hava almayacak kapta, tercihen tuzlu suya (brine) tekrar alınarak 3–14 gün arası.…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Gürgen Ağacı Dayanıklı Mı? Bir Ekonomik Perspektiften Analiz Giriş: Seçimlerin Sonuçları ve Kaynakların Sınırlılığı Ekonomi, kaynakların sınırlı olduğu bir dünyada seçimler yapmanın gerekliliği ile şekillenir. Bireyler, işletmeler ve toplumlar sürekli olarak kısıtlı kaynaklar arasında seçim yapar; bu seçimler de gelecekteki refahı doğrudan etkiler. Ekonomistlerin bakış açısıyla, her kararın arkasında bir fırsat maliyeti yatar. Yani, bir kaynağın başka bir amaçla kullanılması olasılığı, o kaynağın hangi alanda değerlendirileceğini belirlerken göz önünde bulundurulmalıdır. Bu noktada, “Gürgen ağacı dayanıklı mı?” sorusu, daha geniş bir ekonomik karar verme çerçevesinde anlam kazanır. Ağaçların dayanıklılığı sadece doğal çevreyle ilgili değil, aynı zamanda ekonomik seçimler, üretim süreçleri ve…
Yorum BırakGüneş Işınları Kaç Tane? Toplumun Görünmez Işıkları Üzerine Sosyolojik Bir Okuma Toplumsal yapıları anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak her zaman şu soruyla karşılaşırım: İnsan davranışlarını yönlendiren şey bireyin iradesi midir, yoksa toplumun görünmez ışınları mı? Güneş ışınları gökyüzünden yeryüzüne doğru inerken nasıl her şeyi aydınlatıyor ama aynı zamanda gölgeler de yaratıyorsa, toplum da bireyleri aydınlatır, şekillendirir ve kimi zaman sınırlandırır. Bu yazıda basit bir bilimsel sorudan yola çıkalım: Güneş ışınları kaç tane? Bilimsel olarak, Güneş ışığı farklı dalga boylarına ayrılır: morötesi, görünür ve kızılötesi. Ancak bu soruyu sosyolojik bir gözle okuduğumuzda, karşımıza çok daha derin bir mesele çıkar: toplumun “ışınları”…
Yorum BırakÖğrenmenin Gücüyle Tarihi Yeniden Keşfetmek: Gündüz Bey’in Mezarı Üzerine Pedagojik Bir Yolculuk Eğitim, sadece bilgi aktarmak değildir; aynı zamanda anlam inşa etmektir. Bir eğitimci olarak inanırım ki, öğrenmenin en güçlü biçimi, merakla başlayan, keşifle derinleşen ve düşünceyle olgunlaşan süreçtir. “Gündüz Bey’in mezarı nerededir?” sorusu da ilk bakışta tarihsel bir merak gibi görünür; oysa bu soru, öğrenmenin doğasıyla, bilginin kaynağıyla ve geçmişin bugüne yansımasıyla doğrudan ilişkilidir. Çünkü bir mezar, yalnızca bir taş ya da bir yer değil, bir hafızanın mekânıdır — öğrenmenin, kimliğin ve sürekliliğin somut sembolüdür. Bir Tarihi Soru, Bir Pedagojik Fırsat Gündüz Bey, Ertuğrul Gazi’nin oğlu ve Osmanlı Beyliği’nin…
Yorum BırakGümrük Tarife Ne Demek? Psikolojik Bir Mercekten Analiz Bir psikolog olarak insan davranışlarını anlamak, derinlerdeki duyguları, düşünceleri ve toplumsal etkileri çözümlemek her zaman ilgi duyduğum bir alan olmuştur. Her birey, bir dizi bilinçli ve bilinç dışı faktör tarafından yönlendirilir. Peki ya ekonomik sistemlerin, bireylerin davranışları üzerindeki etkisi? Özellikle gümrük tarifeleri gibi kavramlar, genellikle yalnızca ekonomik bir strateji olarak algılansa da, gerçekte insan psikolojisi üzerinde de önemli etkiler bırakabilir. Gümrük tarife, sadece bir ticaret engeli olmanın ötesine geçer; insanların değerlerini, algılarını ve toplumsal ilişkilerini şekillendirir. Peki, gümrük tarifelerinin insan psikolojisiyle ne gibi ilişkileri vardır? Bu soruyu bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji…
4 YorumKuzu Kapama Nasıl Yapılır? — Stratejik Erkek Planı, Empatik Kadın Dokunuşu ile Efsane Bir Tarif! Dürüst olalım… Kuzu kapama dediğin şey, mutfağın “yüksek lisans tezi” gibidir. Sadece bir yemek değildir; sabır ister, strateji ister, duygusal yatırım ister. Hele bir de evdeki erkek “bunu mühendis gibi çözmeye” çalışıyor, kadın da “kuzunun duygularını anlamaya” çalışıyorsa… sonuçta ortaya hem lezzetli hem de gülümseten bir şaheser çıkar. Bu tarifte kuzu sadece pişmez, adeta terapi görür. Düdüklü tencere yok, çabuk pişsin diye acele yok… Çünkü kuzu kapama sabırla, sevgiyle ve biraz da mizahla yapılır! 1. Hazırlık: Stratejik Erkek Planı vs. Empatik Kadın Yaklaşımı Yemek başlamadan…
8 Yorum%25 Nasıl Hesaplanır? Bir Antropoloğun Gözünden Sayıların Kültürel Hikâyesi Bir antropolog olarak, rakamların yalnızca matematiksel araçlar olmadığını, her kültürde kendine özgü anlamlar taşıdığını fark ettiğimde derin bir merak duydum. %25 nasıl hesaplanır? sorusu, kulağa sıradan bir işlem gibi gelse de aslında insanın dünyayı nasıl ölçtüğünü, değer biçtiğini ve düzenlediğini anlatan antropolojik bir öyküdür. Çünkü sayılar, yalnızca nicelik değil; aynı zamanda kültürlerin ritüelleri, sembolleri ve kimlikleri aracılığıyla biçim kazanmış anlamlı göstergelerdir. Rakamların Ritüel Dünyası: Hesaplamanın Kültürel Kökeni Tarih boyunca insanlar saymayı öğrenmeden önce, yaşamı anlamlandırmak için ritüeller oluşturdu. Ritüel, insanın belirsizliği kontrol etme biçimiydi. Bu ritüellerde sayıların özel rolleri vardı. Örneğin,…
Yorum BırakÖlen Kişinin 52 Günü Ne Olur? Tarihten Günümüze Bir Ritüelin İzinde Bir tarihçi olarak geçmişin sessiz tanıklığına kulak verdiğimde, ölümün yalnızca bir son değil, aynı zamanda toplumların kendilerini, inançlarını ve varoluşlarını anlamlandırma biçimi olduğunu görürüm. “Ölen kişinin 52 günü” denilen ritüel, Anadolu’nun kadim kültürel dokusunda, yaşam ile ölüm arasındaki ince çizginin saygı ve dua ile örülmüş bir ifadesidir. Bu gelenek yalnızca dini bir tören değil; aynı zamanda tarihsel sürekliliğin, toplumsal dönüşümün ve kültürel belleğin derin bir yansımasıdır. Tarihsel Kökenler: Eski Türk İnançlarından İslami Geleneklere Tarihsel olarak bakıldığında, 52 gün ritüeli Orta Asya Türk topluluklarının ölüm anlayışıyla yakından ilişkilidir. Eski Türkler,…
Yorum BırakKanserde Ölümün Yaklaştığını Nasıl Anlarız? Toplumsal Cinsiyet ve Adalet Perspektifinden Bir Bakış Hayatın en hassas konularından birine dokunmak istiyorum: kanserde yaşamın son evresi. Bu sadece tıbbi bir süreç değil; sevdiklerimizi, ilişkilerimizi, dünyaya bakışımızı kökten değiştiren derin bir insani deneyim. “Ölümün yaklaştığını nasıl anlarız?” sorusu kulağa korkutucu gelebilir, ancak bu soruyu konuşmak, hem hastalara hem de yakınlarına daha bilinçli, daha insani bir yolculuk sunar. Ve bu yolculuğu konuşurken toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamikleri göz ardı etmemek gerekir. — Kanserin Son Evresi: Bedenin Sessiz Sinyalleri Kanserin ilerleyen dönemlerinde vücut yavaş yavaş farklı sinyaller vermeye başlar. Bu belirtiler genellikle fiziksel,…
Yorum BırakMüzikte Şed Ne Demek? Gücün, Düzenin ve Uyumun Siyaseti Bir siyaset bilimci olarak, her zaman şu sorunun peşindeyim: Güç, sadece iktidar ilişkilerinde mi var olur; yoksa yaşamın her alanında, hatta müzikte bile mi? Toplumsal düzen dediğimiz olgu, yalnızca yasalarla mı şekillenir, yoksa tınılarla, ritimlerle ve sessizliklerle de mi kurulur? Müzikte şed kavramı, bu anlamda sadece bir teknik terim değil; güç, uyum ve otorite arasındaki ince ilişkiyi yansıtan politik bir metafordur. Şed: Müziğin Güç Dengesi Müzikte şed, bir makamdan başka bir makama geçişi, yani ses sistemindeki yer değiştirmeyi ifade eder. Bu geçiş, yeni bir ton merkezine yönelmek anlamına gelir. Ancak siyaset…
Yorum Bırak