Almanya’nın Artikeli Var mı? – Kafayı Takmadan, Artık Düşünmeden
Almanya ve Artikeller: Soru Sormadan Duramıyorsun
İzmir’de yaşıyorum. 25 yaşındayım ve espri yapma konusunda oldukça iyiyim. Fakat içimdeki ‘fazla düşünen’ insan sürekli kafama takılan sorularla karşıma çıkıyor. Örneğin, “Almanya’nın artikeli var mı?” sorusu gibi… Bu soru, bir sabah uykusuzluğumun doruk noktasında, bir kahve içerken aklıma geldi. Çünkü bildiğimiz üzere, Almanya, Almanya’dır. Ama o “Almanya’nın artikeli” meselesi nedir?
İçimdeki esprili taraf hemen devreye giriyor: “Almanya mı, Almanyalık mı? Bunu derken, ‘la’ mı demek lazım, yoksa sadece Almanya mı demek yeterli olur? O zaman biz de ‘Türkiye’yi’ mi diyoruz? Yoksa sadece ‘Türkiye’ mi? Hadi gel, bunu çöz!”
Ama içimdeki ciddi taraf, derin derin düşündü: “Artikeller var, tabii ki var! Almanca’da artikellerin işlevi hayati, dilin temeli gibi bir şey. Ama biz Türkler, hani bazen ‘bizim dilimizde artikeller yok’ diye böbürleniyoruz ya, işte bu olay Almanya için farklı.”
Almanya’da “Der”, “Die”, “Das”: Sadece Bir Başlangıç
Almanya’nın artikeli var mı sorusunun yanıtı, biraz daha karmaşık. Almanca’da artikeller var. Hem de bildiğiniz gibi, bayağı farklı türlerden. “Der”, “die” ve “das” diye başlıyor iş, sonra da iyice karışıyor. Yani, Türkçe’de ‘ağaç’ diyorsanız, Almanca’da ‘der Baum’, ‘kız’ diyorsanız, ‘das Mädchen’ deniyor. Yani, bizim “ağaç” diye bildiğimiz şey, Almanca’da cinsiyetine göre değişiyor. “Ağaç” bir erkek mi? O zaman “der Baum”! Ama ya “kız” bir nesne mi? O zaman “das Mädchen” diyoruz.
Hadi gelin, şöyle bir sahne kurayım. İzmir’deki bir kafede, eski arkadaşlarla bir aradayım, derin bir sohbetin ortasındayız:
Ben: “Almanya’nın artikeli var mı, ya?”
Arkadaş: “Bilmiyorum ki, sen ne diyorsun?”
Ben: “Almanya, bir ülke ya, cinsiyetle ne alaka? ‘Der Almanya’, ‘die Almanya’ mı?”
Arkadaş: “Bence Almanya zaten bir tane. Artikeli ne olursa olsun, gitmeden önce Berlin’i görmek istiyorum.”
Bu tip sorular kafamı kurcalarken, bu kelimeler de içimde bir çılgınlık yaratıyor. Hani bir şeyin çok derinine inmek, kafanıza takıldığı anda bir soru sorarsınız ya, işte o anı yaşıyorum. Ama o anda fark ediyorum ki, konuyu biraz fazla büyütüyorum, biraz abartıyorum.
Almanya ve Artikeller: Ciddi Olmak Gerekir mi?
Almanya’daki artikeller meselesi, bana aslında biraz garip geldi. Biz Türkler olarak, dilimizin ne kadar sade olduğunu övüyoruz ama Almanca, bütün bu zengin dil yapılarına sahip. Cinsiyetlere göre belirli kelimeleri değiştirmek gerçekten kafa karıştırıcı olabilir. Mesela, “das” ile “der” arasındaki farkı bir Alman çocuk bile bazen yanlış kullanabiliyor, düşünsenize!
Tabii, içimdeki müthiş mühendis hemen şunu düşünmeye başlıyor: “Artikellerin işlevi, dilin mantıksal yapısını düzenliyor. Yani kelimeler arasındaki anlam farklarını belirginleştiriyor. O zaman her dilde buna benzer bir yapının olması gerektiğini söyleyebiliriz.” Ama sonra, içimdeki insan tarafı devreye giriyor ve şöyle diyor: “Fakat bizde öyle bir şey yok ki! İlla ki dilin yapısal özelliklerine takılmam gerekmiyor ki. Hadi gel, daha önemli şeylere bakalım. Almanya’daki tatlar, kafelerdeki atmosferler, orada bira içmenin tadı…”
Ben: “Almanya’daki artikeller bana pek bir şey ifade etmiyor, ama Berlin’de bir gezi yapmak isterim.”
Arkadaş: “İşte bu, aslında sorunun yanıtı! Almanya’daki kültür, dilin ötesinde.”
Bazen şunu kabul ediyorum: Bir dili doğru konuşmak önemli olabilir, ama dilin bizi sınırlamaması gerektiğini düşünmüyor muyuz?
Sonuç: Almanya’nın Artikeli Var mı? Belki de Bu Soru Yersiz
İçimdeki mühendis, “evet, Almanca’da artikeller çok önemli ve karmaşık bir yapı” derken, içimdeki insan, “Hayat, Almanya’nın artikellerinden daha fazla şeyle ilgili. Kültür, insanlar, gelenekler…” diyor. Bir yanda doğru konuşmanın karmaşıklığı, diğer yanda hayatın basitlik arayışı var.
Sonuç olarak, Almanya’nın artikeli var mı sorusunu evet, Almanca dilinde kesinlikle var diyebilirim. Ama şu bir gerçek: “Der”, “die” ve “das” derken, belki de asıl önemli olan; “Almanya’daki kültürel çeşitliliği, oradaki insanları, atmosferi” keşfetmektir. Bütün o dil detaylarına, ‘artikellere’ takılmadan, biraz daha derinlemesine düşünmek gerek.
Sonuçta, birisi sorsa: “Almanya’nın artikeli var mı?” Ben de şu şekilde cevap veririm: “Var ama oradaki insanlarla, atmosferle ilgili düşündüklerim çok daha önemli.”